Koçgiri'nin Gerçek Tarihi PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator on Salı, 12 Mayıs 2009 02:00   



Koçgiri ismi, 1239’da Horasan’dan gelerek Dersim’e oradan da 1539 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın bir sürgün kanunuyla Zara, İmraniye, Hafik, Refahiye, Suşehri, Kemah, Kuruçay’ya yerleştirilen Kürt Koçgiri aşiretinden gelmektedir. Mayıs 1515 yılında, Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim büyük bir Alevi (Kızılbaş) katliamı gerçekleştirir. Bu soykırımda 50 binden fazla alevi kılıçtan geçirilip öldürülür. Kalanlar ise, Çaldıran savaşı sonrasıda dağıtılıp, çeşitli bölgelere sürgüne gönderilir. Türkiye’nin batısına sürgün edilenler, yüzyıllar sonra yoğun asimilasyon sonucu, Türkleştirildiler. Sürgüne gitmeyen ve Yavuz’un hışımında kurtulabilenler, Dersim yöresindei yüse dağlarda saklandılar. Yine bu katliamdan kurtulan bazı Aleviler, tekrar Horasan’a doğru kaçtılar.

Milattan sonraki (M.S) yıllarda Horasan’dan Dersim’e başlayan büyük göç ve 1539’da, Dersim’den İmranlı, Zara, Refahiye, Suşehri, Kuruçay, Gümüşakar, Boğazveren, Karacaören, Bulucan, Beypınar, Kercanis gibi kasabalara ve bunlara bağlı 340 köye yapılan ikinci göç, bu aşirete kendi ismini de veren göçler oluyordu. Büyük göçün, Kürtçe anlamı “Goça Gır”dır. Her iki göçün doğrusu, büyük sürgünlerdir. Her ikisinde de aşiretin tamamının göçü sözkonusudur. Her gidilen yerdeki yerli halk tarafından anılan isimdir. Goçagır geldi, Goçagır geliyor, Goçagır gidiyor şeklinde.

Bazı Kürt tarihçileri Koçgiri’yi ‘Qoçgiri’olarak yazarlar. Koçgiri, Kürtçe de ‘Goçagır’ olan ve Türkçeye çevirdiğimizde büyük göç anlamına gelmektedir. İsmini Dersimden, Sivas ve Erzincan bölgesine yapılan büyük göç’ten alan aşiret, günümüze gelindiğinde Koçgiri aşireti olarak anılır. Yüzyıllarca Türklerle içiçe yada komşu olarak süren yaşamları bulunmaktadır. Bu, Türkleştirme asimilasyonuna uğramalarına ve asimile edilmelerinde en önemli etken olur. Kimi yazar veya tarihçilerin kaleminden, koçların, koyunlara bırakıldığı gün yada zamandan gelmektedir. Oysa bu iddialar gerçeği yansıtmıyor. Özellikle Cumhuriyet döneminde kasıtlı çıkarılan iddialardır. Koçgiriyi Kürtlerden koparmak, asimilasyon politikasında başarılı olmak için ortaya atıldı.

Koçgiri, ismini koç veya koyundan almıyor. Zaten adı geçen Kürt aşireti koç veya koyunlarla pek bir alakası da yoktur. Aşiretin son bin yıllık tarihinde koyunculuk yok, ancak yoğun olarak keçi türü hayvancılık yaygındır. Küçük baş hayvancılık, atalarında kalan bir meslekti. Koçgiri’ye Türkmen’liği yakıştırmak insanlık tarihini bilmemek, yada onu bilerek çarpıtmaktır. O bölgenin en eski halkı olan Kürt’lere onlarca yıl ‘kart, kurt, Türk’ün dağdaki versiyonu’ gibi yakıştırmalar yaparak, onu ve tarihini inkar etme anlayışının bir devamıdır.

Yukarıda açıkladığımız gibi, Koçgiri ismini büyük göçten alır. Ana dilleri Kürtçe olan aşiretin Kurmanci lehçesi kullandığı bir gerçek. Koçgiri’yi ‘Türkmen’ yada benzeri aslı olmayan uluslara mal etmek, yüzyıllardır sistematik işleyen asimilasyon ve bölme politikasından başka bir şey değildir. Koçgiri Türk yada Türkmen değildir, Kürt’tür. Türkmen’lerin bir zamanlar orta Asya’dan yada Horasan’dan gelmeleri, Koçgiri ile bir bağlantısı bulunmamaktadır. Bu bağlantı olsa olsa komşuluk veya halk kardeşliğidir. Anadolu gibi, Horasan’da bir çok halklara ev sahipliği yapmıştır.

DERSİM ÖNCESİ : HORASAN

Hititler'in M.Ö. 1200 yılında Ege ve Akdeniz'den gelen deniz kavimleri tarafından yıkılmasından sonra da halkların dağlık bölgelere, orta Asya’ya, özelikle de Horasan'a akın ettiği tahmin ediliyor. Anadolu'da ve Kürdistan'ın batısında, Asur ve Deniz kavimlerinin arasında kalan Kürtler, Kafkaslar'a ve Horasan'a yöneldiler. M.Ö 843'ten kalma bir Asur tabletinde, Kırmanşah sakinlerine Aryanlar denilmektedir. Aryanlar buraya M.Ö 900'lerde, Herat ve Meşhed Serans geçidinden gelmişlerdir . İlk göçten bir kısmının tekrar döndüğü düşünülebilinir. Kürtlerin Horasan'a gelmeleri Arap, Asur ve Deniz kavimlerinin saldırıları döneminde yaşandı. Özellikle de Arapların Kürdistan'a ve Bereketli Hilal çevresine saldırmaları sonucu Kürtlerin belli bir kısmı, bugünkü Kuzeybatı Kürdistan'a geçmek zorunda kaldı. Med İmparatorluğu (MÖ 712- 550) döneminde de Kürtlerin burada olduğu biliniyor. Şoreş Reşi’nin 22.10.03 tarihinde Ö.Politika gazetesinde yayımlanan dizisine göre, Taberi şunu aktarıyor: "Halife Ömer ile biri arasında şöyle bir diyalog geçer: Ömer: 'Keşke bizimle Horasan arasında ateşten bir deniz olsaydı', der. Diğeri, bunun nedenini sorar. O da; 'Oradaki halk (Türkler.K.L) bizim üzerimize geleceğine, yöredeki halkın (Kürlerin.K.L) üzerine gider,der” Bu da Kürtlerin orada Müslümanlığın yayılmasından önce de yerleşik olduğunu gösterir. Buradaki Kürt ve Fars halkları, 720'ye kadar Araplara karşı direnmişlerdi. Bu halklar, Ömer ve Emeviler'den sınırsız bir baskı gördü. Bu nedenle, özellikle de Kürtlerin bir kısmının Hindistan'a, bir kısmı da Sibirya içlerine kaçtığı belirtiliyor.

İslam orduları, yüzbinlerce insanı öldürdükten sonra Horasan’ı alabildi. Savaşların din veya inanç adına yapıldığı bir dönemdi. Uluslaşma veya ulus devleti kurma yerine, savaşlar din ve inanç adına yapılıyordu. O gün bu Coğrafya Kürt ve Fars’ların doğal olarak korundukları bir kale durumundaydı. Çünkü Horasan, Zerdüşt dininin, ilmin, müziğin ve felsefenin dünyaya yayıldığı önemli merkezlerden biriydi. Hz. Ali dönemindeki bir isyanı Halid bin Kurra bastırmıştır. Muaviye dönemindeki isyanı da, Abdurrahman Bin Semure bastırdı. Eba Muslim Horasani’nin hakkında bilinenlerin bazıları şöyledir; M.S. 715 yılında da Kuteybe Bin Muslim ortalığı kasıp kavurdu. Eba Muslim Horasani de 745'te Horasan'a geldi. Suriye'den geldiği için Arap olduğu iddia edilir, ama tarihi belgeler Eba'nın bir Azerbeycan Kürdü olduğunu göstermektedir. Bir de o dönem Suriye'nin önemli bir bölümünün Kürtlerin elinde olduğunu hatırlatmak gerekir. Eba Müslim Horasani (M.S. 718-755), neredeyse Horasan'ın ve oradaki Kürtlerin bir kahramanlık sembolüdür. Bu Kürt ileri geleni hakkında çok rivayet vardır. Bu konuda, Abbasi Şairi Ebu Delama'nın onun için yazdığı bir kaç cümleyi aktaralım:

’Ey Ebu Mucrim
Ey katil Eba
Sen Mansur'a ihanet etmek istedin
Senin Kürt ataların da hain idi
Sen, beni öldürmekle korkutuyordun
Ama, büyük savaş seni kendi ellerinle
parçaladı.’


Eba'nın öncülüğündeki çok sayıdaki Kürt aşireti, Horasan'dan Kerkük, Erbil ve Batı'ya doğru gelerek Emevi güçleriyle çarpışır ve sonuçta Abbasiler'in iktidara gelmesi sağlandı. Abbasiler döneminde Kürtler sınırlı da olsa bir rahatlama dönemi yaşadı ve onlarca beylik meydana getirdiler. Ama Eba Muslim'in 754'te Ebu Cafer Mansuri tarafından öldürülmesi üzerine, Horasan'daki Kürtler yine ayaklandı ve güneye giden 24 aşiret, Abbasiler'e karşı üç ay savaştı. Eba'nın intikamını almak için savaşan bu 24 aşiret yenilerek Mardin, Urfa, Malatya, Maraş ve Halep mıntıkasına çekilmek zorunda kaldı. 1164 yılına kadar bu bölge ile Hama ve Humus arasında kaldılar. Bunların büyük bir çoğunluğu daha sonraları (1165) İç ve orta Anadolu bölgesine yerleşecekti.

Horasan'da kalanlar da binlerce kayıp verdikten sonra, Abbasilerin eliyle Samsun-Canik'ten Adana'ya kadar olan bölgede, Müslümanlarla Hıristiyanlar arasındaki sınıra serpiştirilerek, İslamın kalkanı görevi gördüler. Bunu, dönüş olarak ta adlandırabiliriz. Harun el-Reşit (786-809) döneminde Badıllı (125 aşiret), Şadi(18500 hane) ve Reşi aşiret konfedarasyonları, Kandahar, Mazenderan, Horasan ve Secistan'dan getirilerek, Samsun-Canik ile Kayseri ve Adana-Sis arasında Bizanslılara karşı tampon olarak yerleştirildi.Türkler, 1040 yılında Horasan'a girdi. Rey şehrini tahrip ettikten sonra Kazvin'e geçtiler, ama orayı alamadılar. Bu kez Ermenistan'a saldırdılar. O dönemde, Kürt aşiretleri birleşerek Oğuzları yendi ve onları Azerbeycan'dan attı. Oğuzlar, Horasan'a dönerek Tuz şehrinden yaklaşık 100 bin, köylerden de 20 bin insan öldürdü; 150 bin kişi de esir alındı. Bu dönemde büyük bir Kürt nüfusunun Anadolu'ya geldiği bilinmektedir.

Timur ilk olarak Horasan'a geldiğinde, Tus şehrini yerle bir etti. Bazı tarihçiler, Timur'un orada Kürtlerle karşılaştığını ve onların ayaktaki develeri yüklemelerine hayran kalarak, bu dev yapılı insanları emrine almak isteğini, aktarır. Yine bazı tarihçiler, 1245-1389 yıllarında, Herat'ın güneyindeki dağlarda "Kürt" isimli bir hanedanın varlığından söz ettikleri bilinmektedir. Böylece Horasan'ın bir Kürt yurdu olduğuna dair verilere rastlamak mümkündür. Horasan’ı iki kez gezen ve bunu Özgür Politika gazetesinde dizi olarak yayımlayan Şoreş Reşi, bölgeyi şöyle tarif etmektedir:

“Meşhed Eyaletinin Kürt şehirleri doğudan batıya doğru şöyle sıralanır: Kelat, Çınaran, Deregez, Koçan, Şirvan, Bojnurd ve güneyde Sebzıvar ile Esferayn. Son ikisi hariç, diğer şehirlerin çoğunluğu Kürt. Bojnurd şehrinin 120 bin kadar nüfusu varki ve bunun 100 bininin Kürt olduğu söylenir. Şadi aşiretinin kurduğu bir şehir. Bilindiği gibi bugün; Suriye, Batı Kürdistan, Konya, Kafkaslar'a dağılan bu aşiretler konfederasyonu, Horasan Kürtlerinin de önemli bir bölümünü meydana getirir. Horasan'da bu isim altında toplanmış 23 aşiret bulunuyor. Bilindiği üzere Kürtler, Osmanlılar ile Safeviler arasındaki çekişmelerden, savaşlardan çok çekti. Özellikle de 1500'lerden sonra bu mücadele, dini bir çekişmeye büründükçe kuzeyden güneye kadar aradaki Kürtler zarar gördü. Mayıs 1515’de Yavuz Sultan Selim’in Anadolu’da ki Alevi inançlı Kürt katliamı, bölgeye yansıyordu. Bu çalkantılı döneminde 1590 yılında Osmanlılar ile Safeviler arasında bir anlaşma sağlandı. Buna göre Azerbeycan, Gurcîstan, Ermenistan, Şehrî Zur ile Lorıstan ve Hemedan Osmanlılara geçti. Bu dönemde genişleyen Osmanlı devletinin halk üzerindeki baskı ve sömürü politikası da şiddetlenmişti. Halk bir yandan göç etti, bir yandan da Celali isyanları başladı. Aynı zamanda Abbas da batıdaki Kürtleri Horasan'a sürmeye başladı. Osmanlı padişahı’da Dersim’de ki Kürtleri (Koçgiri) Erzincan ve Sivas mıntıkasına doğru sürüyordu.”

Kürtlerin bir daha dönmemek üzere Horasan’a göçün ilki 1490-1500 yıllarında gerçekleşmiştir. Kasr-i Şehri antlaşmasından sonra, Horasan’a Kürt göçü önlendi. Bu dönem Qeremanlı aşireti, Şah İsmail'le sığındı. Qeremanlılar bugün de Horasan'da çok kalabalıktır. Bir kısmının hala göçebe olduğu bilinmektedir. Büyük bir bölümünün ise Aşxane İlçesi'nin dağlık kesimlerinde yaşadıkları anlatılmaktadır. Şah İsmail'in bugün sürgünde yaşayan Kürtler üzerinde büyük bir dini tesiri olduğunu bilinmektedir. O dönemde Şah'ın ordusunun % 80'ini Kürtler oluşturmaktaydı. 1500 yıllarında yapılan ikinci büyük göçün ise Şah Abbas ( 1587-1628) döneminde gerçekleşti. Şah Abbas 1593'te Kürt ileri gelenleri ile bir toplantı yapar. İki devlet arasında sıkışan Kürtler ve Çemişgezek Konfedarasyonu, Şah'ın oyununa gelerek Xwar-Weramin (Tahran'ın güney mahalleleri) mıntıkasına gitmeye razı olmuşlardı. Safeviler döneminde yaşanan Özbek ve Türkmen akınlarını durdurmak için, Kürtler kalkan olarak düşünülmüştü. O bölgeye yerleşerek bu bölgenin İran topraklarında kalmasını sağlamışlardı. Kürtlerin bölgedeki askeri etkisi büyük olduğu için bu plan uygulamaya konuldu.



HORASAN'DA KÜRT ŞEHİRLERİ


Horasan göçünde Kürtlerin kurduğu ilk şehirin ismi Şirwan’dır. Bu ismin Kürdistan,dan götürüldüğüne inanılıyor. Daha sonra 55 km daha doğuya giderek Xabûşan (Bugünkü Koçan) şehrini kurdular. Aynı dönemde, Şadi konfedarasyonu da Bojnurd şehrini kurdu. Bojnurd'da Şadilerin kurduğu bir saray bulunmaktadır. Bu saray’ın ismi "Neynıkxane" dir, Türkçe aynalı oda anlamına geliyor. Horasan’da Şirwan, Koçan, Bojnurd, Aşxane ve benzeri Kürt şehirleri bulunmaktadır.

Horasan'da 110’u aşkın aşiretin yaşadığı belirtilmektedir. Horasan’daki en büyük Kürt aşiretleri: Şadi, Keyvan, Qereçorlu, Qereman, Milan, Celali, Şexemiri, Laini, Zaxuri, Sevıka, Badılli, Topkan, Omeri (Emari) ve Reşi’dir. Yüksek ve dağlık yerlerde yaşayanlara Lawin, biraz daha düzlük ve ovalarda yaşayanlara ise Lain’ler deniliyor. Ekrem İzi'nin ‘Her Yönüyle Sincik, Malatya, 2000’ isimli eserinde yazdığına göre, Adıyaman'ın Sincik İlçesine bağlı Lain (Bugünkü Alacık Köyü) bölgesine ait Osmanlı kayıtlarna rastlanmaktadır. Örneğin, "1519'da Lain'de beş hane, bir bekar var; 1524 de 7 hane; 1530 11 hane, 1 bekar; 1547 de 12 hane 2 bekar" Bu iki bölgenin birbiriyle bir bağlantısı olduğu iddiası var. Yavuz Sultan Selim'in katliamlarından kaçan halkın bu ismi kendisiyle birlikte Horasan’a götürdüğü düşünülüyor.

Tewehhudi: "Kürtler Horasan'a geldiklerinde 45 bin aile veya 225 bin nüfusları vardı" diyor. Bazı kaynaklarda bu, 15-50 bin aile ve 1.900.000 nüfus olarak geçmektedir. Daha gerçek tahminlere göre Horasan’da bugün 1.5 milyon civarında Kürt yaşamaktadır. Horasan, özellikle de savaşlarda ve Nadir Şah (1688-1747) zamanında, Kürtler çok eziyet gördü. Yaşadığımız 21. yüzyılda dahi, buradaki Kürtlerin sayılarını belirten herhangi bir resmi belge yok. Şah, Osmanlı-Rus sınırına beş bin aile yerleştirirken, iki bin Omeranlı aile de (60 köy) Qoçan'dan (1730) Gilan'a sürgün edilir. Qazvin'e de Omerli, Bahadırlı ve Bisanlı gibi aşiretler bulunup, bunların da Nadir Şah döneminde Horasan'dan buraya getirildikleri bilinmektedir. Bugün burada yaşayan 1600 köyün de Kürt olduğu bilinmektedir.

Herodot'un yazdıklarına göre: "Asya'da bir ova var. Her yanı bir dağla çevrilmiş ve dağın beş boğazı var; bu ova eskiden Khorasanlılar'ındı; Hyrkanialılar'ın, Parthialılar'ın, Sarangialılar'ın ve Thamanaeililer'in ülkelerine sınır düşüyordu, ama şimdi buraları İranlılarındır ve büyük kralın (Dariyus-ben) mülküdür. Dağdan Akes adındaki ırmak çıkar, beş kola ayrılır ve bu ülkelerin topraklarını sulardı. Kral bu boğazları kapattı ve suyu ovaya saldı. Komşu ülkeler susuz kalınca gelip yalvardılar. O da haraç alarak suyu veriyordu” (Azra Erhat, Herodot Tarihi, 1983, Remzi y). Lain Kürtlerinin yaşlıların başında sarı renkli sarıklar vardır. Bunların eskiden Kürdistan ve İç Anadolu'daki Kürtler tarafından da kullanılıyordu. Bölgede yaşayan Kürtlerin, Anadolu’daki Kürtlerle benzerlikleri bulunmaktadır.

Kürtlerin hakimiyet kurdukları alan, Medler döneminde en geniş sınırlarına varmıştır. Med imparatorluğu dönemi, aynı zamanda Kürtlerin zenginlik dönemiydi. Batıda Kızılırmak, Doğu’da Hindistan, Güneyde ise Süleymaniye, Bağdat ve Halep yakınlarına kadar olan coğrafya, Kürtlerin çoğunlukta oldukları bir coğrafya idi. Medlerin bundan, 2552 (M.Ö 548) yıl önce yıkılmasından bu yana Kürtler siyasi, ekonomik, kültürel, askeri ve ruhi olarak bir araya gelemedi. Artık Kürtler için parçalanmış bir yapı söz konusuydu. Belirli bölgelerde belli kabile veya aşiretler kimliklerini korumaya çalıştı. Horasan Kürtlerinin yüzde 95'i Kurmanci konuşmaktadır. Çok az bir bölümü Lori ve Hewramanice'yi konuşuyor.


HORASAN SONRASI : DERSİM


Koçgiri aşiretinin bilinen en yakın tarihi, Dersim ile başlar. Dersim tarihini bilen, Koçgiri tarihinide iyi bilir. Yüzlerce yıllık Dersim tarihinde Koçgiriyi görmemek Dersim’i anlamamakla eş anlamlıdır. Dersim’den günümüze gelen yüzü aşkın kabile bulunmaktadır. Koçgiri aşireti Dersim’in en köklü ve yığınsal aşiretlerindedir.

Yavuz Sultan Selim’in sürgünleri olan Dersim’liler başlangıçta iki ana kabileden (aşiret) oluşur. Koçgiri aşiretinin ataları, Şeyh Hasanlar, kuzey ve batı Dersim’de iskan olurken, diğerleri de eski Dersim yani Doğu Dersim’de kalanlardı. Şeyh Hasanların, Horasan Kürtlerinden oldukları bilinmektedir. Doğu Dersim’de kalan Kalmansurlar aşireti, bugün kendine Dersimliler diyenlerdir. 19. yüzyılın ortalarında bütün Dersim aşiretlerinin nüfusu 200 bin olarak tahmin ediliyor. Dersim’in Hut ve Tujik bölgelerinde yaşayan Kürtlerin sayısının 100 bin olduğu söyleniyor. Yine 19. yüzyılın başlarında bölgede yaşayan Kürtler ise, 5 değişik aşiret olarak yaşamaktadır. Bunlar, Dersimli, Balabanlı, Çaraklı, Kureşli ve Şeyh Hasanlar’dır.

Dersim’de Koçgiri oluşumu, M.S.700, 1071 ve 1258 yıllarında İran’ın Horasan bölgesinden yapılan göçlerle tamamlanır. Bölgedeki savaş ve sürgün politikaları Koçgiri Kürtleri’nin 5 asır boyunca Horasan’dan Dersim’e göçmelerine neden olur. Hazar denizinin güney batısında, bugünkü Afganistan ile İran topraklarında bulunan Horasan bölgesi Dersim Kürtlerinin yada eski deyimle Dersim aşiretlerinin çıkış noktası olduğu konusunda bütün tarihçiler hemfikirdir.

Horasan’dan gelmelerinden yola çıkılarak birçok Türk veya Kemalist siyasetçi, tarihçi veya yazar, Koçgiri aşiretinin Türk yada Türkmen olduğunu öne sürerler. Bu gerçek dışı bir iddia’dır. Bu iddia Cumhuriyet döneminde bilinçli olarak ortaya atılmıştır. Asimilasyonu gerçekleştirmeye ve Kürt gerçeğini inkara dayalı bir iddia. Koçgiri aşiretinin ana dili Kürtçe’dir. Kürtçe’nin Kurmanci lehçesini konuşmaktadır. Kültürel, sosyal, tarihsel ve sosyolojik yapısıyla Kürt ulusunun bir parçasıdır. Arap yada Türk değildir.

Bugün dahi, yani yaşadığımız şu 21 yüzyılın ilk yıllarında, sözünü ettiğimiz Horasan (Xoarasan)’da yaşayan 1.5 milyon Kürt vardır. Bunlar 5 bin yıldır burada yaşadıklarını, Kürt olduklarını ve Zerdüşt inancından geldiklerini söylüyorlar. Sadece söylemeleriyle de değil yapılan bütün bilimsel araştırmalar bu yönde sonuca varmıştır.

Alevi inançlı Koçgiri ve diğer aşiretlerden Anadolu Kürt’lerine ilk Türkmen’lik propogandasının tarihi kökeni biraz daha eskiye daynmaktadır. Hacı Bektaş-i Veli, Yunus Emre ve Mevlana, Anadoluda ki Kürt kökenli Alevilerin, aslında Türkmen olduklarının, propogandasını yaydılar. Bu propoganda, cumhuriyet döneminde ise devletin resmi idelojisi olarak kabul edildi. Bu idelojinin bayraktarlığını ise Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yapıyordu. İslamiyet’in yayılmasında sonraki süreçte, Osmanlı İmparartorluğu ve özellikle Türkiye Cumhuriyeti döneminde “Türkmensiniz yada Türkmeniz” içerikli, asimilasyoncu propoganda daha da artırıldı. Bunun için uygun bazı Alevi kuruluşlarıda bulunmuştu.

Alevi Kürtler veya Koçgirililer, Kürt olmaktan utanmamalıdır. Kendini inkar etmek, korkudan kaynaklanır. Çekinme ve horlanmadan kaynaklanır. Oysa ne inkar, ne korku nede çekingenlik tarihsel gerçeğin üzerini örtemez ve örtemedi. Horasan bölgesinden göç ettirilen üç ana Kürt aşireti bugünkü Diyarbakır, Dersim ve Van yöresine yerleşirler. Ancak bizim konumuz bu aşiretlerden Koçgiri’nin dünü ve bugününü incelemektir.



Add this page to your favorite Social Bookmarking websites
Reddit! Del.icio.us! JoomlaVote! Google! Live! Facebook! StumbleUpon! Yahoo! Free social bookmarking plugins and extensions for Joomla! websites!
Son Güncelleme ( Çarşamba, 31 Aralık 2014 22:25 )